Uzak Şehir'de Sadakat Kim? Karakteri Oynayan Gonca Cilasun
Sadakat Hanım Neden Bu Kadar Konuşuluyor?
Bazı diziler en büyük tartışmasını başroller üzerinden yaşar. Uzak Şehir ise farklı bir yerde duruyor.
İzleyicinin haftalardır en çok konuştuğu karakter ne Cihan ne Alya. Albora ailesinin sert tepesindeki kadın: Sadakat.
Sadakat Hanım, Türk dizilerinde sıkça karşılaştığımız bir figürün bir başka versiyonu. Otoriter bir aile büyüğü, geleneklerin koruyucusu, sözü dinlenen bir hanımağa. Onlarca dizide benzeri var.
Asıl mesele şu: Sadakat’i bu kadar ayrı bir yere koyan şey ne?
Sadakat Albora Kimdir?
Sadakat, Mardin’in köklü ailelerinden Albora’ların annesi ve hanımağası. Eşi Azem’in vefatından sonra ailenin başına geçmiş bir kadın. Boran, Cihan, Nare ve Kaya’nın annesi.
Hikâyenin asıl gerilimi onun büyük oğlu Boran’ın ölümüyle açılıyor.
Boran’ın Kanada’dan gelen cenazesinin ardından Sadakat, torunu Deniz’i kendi himayesine almak istiyor. Ama karşısında oğlunun karısı Alya var. İki kadın arasındaki çekişme dizinin temel ekseni haline geliyor.
Sadakat, otoriter ve tavizsiz bir hanımağa olarak konumlanıyor. Sözü ailede en üstte. Onunla yalnızca Cihan açıkça konuşabiliyor. Geri kalan herkes ondan çekiniyor.
Bu kadar net çizilmiş bir karakter neden bu kadar derinden konuşuluyor?
Sadakat’i Oynayan Kim? Gonca Cilasun
Sadakat karakterine hayat veren oyuncu Gonca Cilasun.
1966 İstanbul doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Oyunculuk Bölümü mezunu. Tiyatrodan gelen bir oyuncu.
Televizyon kariyeri 2010’da Arka Sıradakiler ile başlamış. Ama kendisini hatırda tutan rolü Gülizar’daki Muazzez. Sonrasında Çarpışma’da Serpil Korkmaz, Sefirin Kızı’nda Halise Efeoğlu, Karagül’de güçlü başka bir kadın.
Gonca Cilasun, son on beş yıldır aynı tipte bir kadını oynayan biri değil. Aynı duygusal sıcaklıkta farklı kadınlar oynayan biri.
Gonca Cilasun’un tam profili ve kariyer detayları için ayrı yazımız var.
Karakteri Akılda Tutan Şey
Sadakat’i en iyi tarif eden cümleyi, karakteri canlandıran oyuncunun kendisi söyledi. Milliyet’e konuşan Cilasun, Sadakat için şunları aktardı:
“Sadakat’in bir kirpi gibi olduğu gerçeği ortada. Ama bu topraklardaki pek çok kadın öyle değil mi? Sevilmeyi istiyoruz ama ne dilimizle ne bedenimizle bunu gösterebiliyoruz. Biz bu topraklarda kendimizi, hayatımızı, güzelliklerimizi hırpalaya hırpalaya yaşıyoruz. Döve döve seviyoruz. İte kaka sarılıyoruz.”
Bu cümle, karakterin neden bu kadar geniş bir izleyici tarafından konuşulduğunu açıklıyor.
Sadakat’in sertliği bir görüntü değil. Sevememekten gelen bir sertlik de değil. Sevmenin yolunu bulamamaktan gelen bir sertlik.
İzleyici bu farkı sezdiği için Sadakat’i kolay kolay düşman bir karakter olarak göremiyor. Onu her zaman sevmiyor. Ama onunla ilgili bir şey hissediyor. Tanıdığı birini hatırlatıyor.
Sadakat ile Alya: Dizinin En Sahici Çatışması
Uzak Şehir’in en güçlü sahneleri Cihan ve Alya arasında değil. Sadakat ve Alya arasında geçenler.
Buradaki çatışma sadece bir kayınvalide-gelin gerilimi değil. İki farklı annelik anlayışının çatışması.
Sadakat için bir çocuğu büyütmek “kökleri korumak” demek. Alya için aynı çocuğu büyütmek “yeni bir hayata hazırlamak” demek.
kisinin de niyeti aynı: çocuğun iyiliği. Ama bu iyiliği farklı tanımlıyorlar.
İşte bu yüzden Sadakat seyirci tarafından net bir kötü karakter olarak okunmuyor. Yaptığı şey, kendi çerçevesinden bakınca tutarlı.
Gonca Cilasun da bir röportajında bu farkı işaret etmişti.
“Sadakat beni de rahatsız ediyor. Söylediği her şey çıkıyor. Çok öngörülü bir kadın.” Bu öngörü, Sadakat’i seyirci için katı ama sahici kılan şey. Yanılan biri değil. Sevme dilini farklı kuran bir kadın.
Sadakat Karakterinin Türk Dizilerindeki Yeri
Türk dizilerinde otoriter aile büyüğü kadın figürü yıllardır var.
Karagül’den Sefirin Kızı’na, sayısız yapımda benzeri rol bulunabilir. Bu roller çoğu zaman ya saf bir kötü olarak ya da sonradan yumuşayan bir figür olarak yazıldı.
Sadakat’i ayıran şey, bu iki kalıba da uymaması. Yumuşamıyor. Ama tek boyutlu bir kötü de değil. Karakterin içindeki gerilim sürekli ekranda. Sertliğinin altında bir yara, yarasının altında bir sevme isteği, sevme isteğinin altında bunu beceremediği için sertleşmiş bir dil.
Bu üç katmanı birden taşımak kolay bir oyunculuk işi değil. Uzak Şehir’in genel başarısı reyting sayılarından okunabiliyor. Ama Sadakat karakterinin başarısı oradan değil, izleyicinin onu konuşma biçiminden okunuyor.
Cihan’ı oynayan Ozan Akbaba ile Sadakat arasındaki sahneler, dizinin en kontrollü oyunculuk anlarına sahne oluyor. İki deneyimli oyuncunun aynı çerçevedeki dengesi, Uzak Şehir’i yan karakterlerinin de öne çıktığı bir dizi haline getiriyor.
Sadakat Hanım Neden Hatırlanacak
Bir karakter izleyiciden şunu alabiliyor: tanıdıklık. Sadakat de bunu alıyor.
Cilasun’un kendi sözleriyle, “Beni yakından tanıyanlar bir süre Sadakat’in ben olduğuma inanmadıklarını yazdılar. Aslında herkes Sadakat’i bir şekilde tanıyor.”
Sadakat’in karşılığı buradan geliyor. Onu izleyen herkes bir Sadakat tanıyor. Annesinde, anneannesinde, halasında, bir komşusunda. Sevgisini söze dökmeyi öğrenmemiş, ama yokluğunda en çok aranan, sertliğinin altında bir karşılık taşıyan bir kadın.
Sadakat Hanım, Uzak Şehir bittikten sonra da konuşulacak bir karakter. Çünkü bir aile büyüğünü değil, bir kuşağın suskunluğunu temsil ediyor.
DiziVizyon’da bir karakteri konuşurken, “kim oynuyor”un yanında “neden akılda kalıyor”u sormaya devam ediyoruz.
Hakan | DiziVizyon.com Kurucusu

