Krizin Faturası: Aynı Meslek, Farklı Kaşeler
DİZİ

Krizin Faturası: Aynı Meslek, Farklı Kaşeler

Özge Özpirinçci dizi krizi için şunu söyledi: “Bunun sadece başrollerin indirim yapması ya da gelecek sezon zam yapmamasıyla çözülecek bir konu olduğunu düşünmüyorum.”

Yönetmen ve yapımcı Ahmet Sönmez ise aynı haberde şu cümleyi kurdu: “Sektördeki sıkıntı sadece oyuncu fiyatlarıyla çözülmez.” İki sözü de Türkiye gazetesi 6 Kasım 2026’da yayımladı.

İkisi de kaşeleri tek çözüm olarak görmüyor. Ayrıldıkları yer bundan sonrası. Özpirinçci, Gazete Oksijen’e yansıyan sözlerinde bunun fedakârlık diye adlandırılmasını doğru bulmadığını söylüyor. Sönmez ise yapımcının önce oyuncu ücretlerini indirmek zorunda kalacağını savunuyor.

Bu yazıyı sektörün dışından, bir izleyici olarak yazıyorum. Oyuncular Sendikası’yla, yapım şirketleriyle ya da kanallarla hiçbir bağım yoktur. Aşağıdaki bilgileri yayımlanmış haberlerden, resmi belgelerden ve kurumların kendi metinlerinden derledim. Doğrulanmamış bilgileri kaynağıyla birlikte veriyorum ve bir taraf seçmiyorum.

Ne oldu?

Akşam 31 Ekim’de krizin çözüldüğünü yazdı. Habere göre bölüm başı bütçeler 20-30 milyon TL arasında korunacak, oyuncular da yeni sezonda zam istemeyecekti. Gazete Oksijen, bu konuda kanallardan ya da oyunculardan ortak bir resmi açıklama yapılmadığını not etti.

Aynı günlerde tablo değişti. soL Haber’in derlemesine göre 29-31 Ekim’de altı dizinin yeni bölümü ekrana gelmedi, 3 Kasım’da da üç dizi daha ara verdi. soL, Odatv’nin haberini aktararak kanalların bir önceki hafta yapımcıların meslek birliğiyle görüşüp maliyet indirimi istediğini yazdı.

Birsen Altuntaş 5 Kasım’da bir adım daha ileri bir tablo aktardı. Haberine göre kanallar, önceki günkü toplantının ardından yapımcılardan yüzde 25 indirim istedi. Yapımcılar 140 dakikayı bulan süreleri 110 dakikaya sabitlemeyi önerdi, bu durumda ikinci ekipler de çalıştırılmayacaktı. Altuntaş, ücretini düşürmeyen oyuncuyla çalışmama planının gündemde olduğunu yazdı.

Yeni Alanya, Odatv’nin aynı gün çıkan haberini aktardı. Bu aktarıma göre bir sektör temsilcisi yüzde 25 talebini doğruladı. Türkiye gazetesi ise “iddiaya göre” diyerek yüzde 30 rakamını verdi.

Burada dikkat gerektiren üç nokta var. Yüzde 25 ile yüzde 30 birbirini tutmuyor ve iki rakam da adı açıklanmayan kaynaklara dayanıyor. Altuntaş ile Odatv’nin birbirinden bağımsız doğrulama olup olmadığı belli değil. Görüşmelerin tek toplantı mı, iki ayrı toplantı mı olduğu da haberlerden anlaşılmıyor.

6 Kasım itibarıyla bir anlaşma haberi, bir kanalın kayıtlı açıklaması ya da yapımcı birliğinin bir açıklaması bulamadım.

Neden şimdi?

Altuntaş’ın soL tarafından aktarılan haberine göre ekim, kanalların son 30 yılda en az reklam geliri elde ettiği ay oldu ve saat başına ayrılan 12 dakikalık kuşakların yalnızca yüzde 60’ı doldu. Bu rakamları bağımsız bir veriyle doğrulayamadım.

RTÜK üyesi Hasan Davulcu 7 Ekim’de televizyonların reklam pastasındaki payının yüzde 20 seviyelerine düştüğünü söylemişti. soL’un Odatv’den aktardığına göre bir sektör temsilcisi, 7-8 reyting alan bir dizinin bile 20 milyon liranın üzerinde reklam geliri elde etmekte zorlandığını belirtiyor.

Bölüm bütçesi için ise üç ayrı aralık dolaşıyor: Akşam’da 20-30 milyon TL, Türkiye gazetesinde 25-30 milyon TL, Altuntaş’ta 27-40 milyon TL. Maliyet baskısının daha eski bir hikâyesi de var, Uzak Şehir üzerinden yazdığım ekonomi analizine göz atabilirsiniz.

Sendika ne dedi?

Oyuncular Sendikası, “Dizi sektöründeki krizin faturası oyunculara kesilemez” başlıklı açıklamasını 5 Kasım 2026’da Instagram hesabında yayımladı.

Türkiye gazetesinin aktardığı bölüm şöyle: “Sektördeki daralmayı anlıyoruz, ancak krizin faturasını oyuncuların kazançlarına kesmek, sorunun yapısal nedenlerini görmezden gelmektir. Dizilerin uzun bölüm süreleri, artan prodüksiyon maliyetleri, yurt dışı satışlarından elde edilen gelirin paylaşımı, telif hakları, kelepçe sözleşmeler ve çalışma koşulları birlikte değerlendirilmelidir.”

Onedio’nun özetine göre sendika, yüksek ücret alan başrolleri hedef göstermenin çözüm olmadığını, ücretlerin yapımcıyla karşılıklı anlaşmayla belirlendiğini söylüyor. Ücret dağılımındaki eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini kabul ediyor, sorumluluğun teklif edilen ücreti kabul eden oyuncuya yüklenemeyeceğini ekliyor. İşler iyi giderken değerin paylaşılmadığını savunuyor ve kriz döneminde tek taraflı fedakârlık beklentisine karşı çıkıyor.

Sendikanın Örgütlenme Uzmanı Demet Koca, Sosyalist Gündem’e çok yüksek ücret alanların sayısının “bir elin parmaklarını” geçmediğini söyledi. Aynı söyleşide taban ve tavan ücret sınırı bulunmamasını da tablonun bir parçası olarak saydı.

Yapımcılar ne diyor?

Türkiye gazetesine konuşan yapımcı Cemil Yavuz, “Yapım maliyetleri arttı. Fakat oyuncuların fiyatları zaten abartılı olduğu için sektörü çok zorluyor. Sektör bileşenlerinin ücretlerinin dengelenmesi lazım” dedi. Yavuz, dizi sayısının azaltılıp kalitenin yükseltilmesi gerektiğini de söyledi.

Sönmez’e göre yapımlarda “bütçenin yüzde 40’ı hatta bazen yarısı oyuncu kaşelerine harcanıyor”. Bu oran oyuncu kadrosunun tamamını kapsıyor. Sönmez, Türkiye’deki oyunculuk ücretlerinin dünya standartlarının üzerinde olduğunu savunuyor. Haberde bu karşılaştırmaya dair bir veri yok.

Televizyoncu ve yapımcı Armağan Çağlayan, Gazete Oksijen’e yansıyan değerlendirmesinde dizilerin artık yurt dışı satışına göre hazırlandığını, bunun benzer hikâyeleri ve yüksek ücretleri getirdiğini savundu.

Kanal tarafından ise bugüne kadar isimle konuşan birini bulamadım.

Rakamlar neyi gösteriyor?

En yüksek kaşe için de tek bir rakam yok. Akşam’ın 12 isimlik listesinde en yüksek tutar bölüm başına 1,5 milyon TL. Altuntaş ekstralarla birlikte 5 milyon TL’ye varan ücretlerden söz ediyor. Odatv’ye konuşan bir yapım şirketi yöneticisi, Yeni Alanya’nın aktarımına göre başrol ücretlerinin 1 milyon TL’den başlayıp 6 milyon TL’ye çıkabildiğini söylüyor. Bu rakamların hiçbirini sözleşmeyle doğrulayamadım.

Aynı aktarıma göre yan rollerde de 50 bin TL ile 1,5 milyon TL talepleri arasında bir aralık var. Bu aktarımlar doğruysa, aynı meslek içinde ücretler çok geniş bir aralığa yayılıyor. Sendikanın eski avukatı Baran Kaya da Diken’e 2022’de başrol olmayan, görece tanınmış bir oyuncunun bölüm başına vergiler dahil 6.500 TL aldığını anlatmıştı.

Kadronun bütçedeki payı için de iki ayrı bilgi var. Odatv’nin kaynağı, Yeni Alanya’nın aktarımına göre yaklaşık yüzde 30 diyor, Türkiye gazetesi ve Sönmez yüzde 40-50 diyor.

Bu farkın ne anlama geldiğini basit bir hesapla görmek mümkün. Yüzde 25’lik bir kesinti tümüyle oyuncu kadrosundan karşılansaydı, kadro bütçesinin yüzde 30 payda yaklaşık yüzde 83, yüzde 40 payda yüzde 62,5, yüzde 50 payda yüzde 50 azalması gerekirdi. Bu hesap yalnızca her payın neyi gerektireceğini gösterir. Girdiler tartışmalı olduğu için bir sonuç ilan etmiyorum.

Süre önerisi de aynı ölçekte duruyor. 140 dakikadan 110 dakikaya inmek, sürede yüzde 21,4’lük bir kısalma demek. Maliyetler süreyle doğrusal değişmez, bu yüzden bu oran bütçedeki tasarrufu göstermez.

113 yorum neyi gösteriyor?

Sendikanın Instagram paylaşımının altındaki yorumlardan bir örneklem oluşturdum. 129 girdiden 16’sını çıkardım: yalnızca emojiden oluşan 13 yanıt, bir tekrar, bir reklam ve bir boş kayıt. Emoji yanıtlarının çoğu alkış ya da beğeni işaretiydi, bu yüzden açıklamaya verilen destek aşağıdaki sayılarda daha düşük görünebilir. Geriye 113 yorum kaldı.

Paylaşımın altında toplam kaç yorum olduğunu bilmiyorum. Yorumları yapay zekâ desteğiyle sınıflandırdım. Bu sayılar kesin bir ölçüm sunmaz ve kamuoyunu temsil etmez.

Bu 113 yorumun 70’i açıklamayı ya da yüksek başrol ücretlerini eleştiriyor. 14’ü sorumluluğu yapımcılara, kanallara ya da genel düzene yüklüyor. 7’si açıklamayı veya oyuncuların ücretini savunuyor. 4’ü karışık bir tutum taşıyor, 18’inde ise tutum belli değil ya da yorum konu dışı.

Yorumlarda en sık dönen tema yan rol oyuncularının ve set çalışanlarının koşulları, 31 yorumda geçiyor. 18 yorum asgari ücretle ya da gelirle karşılaştırma yapıyor. Yorumlarda geçen 28 bin TL rakamı, Resmî Gazete’deki karardan çıkan net asgari ücretle uyuşuyor: günlük 1.101 TL brüt, aylık 28.075,50 TL net.

16 yorum cast düzeninden ya da tekelleşmeden şikâyet ediyor. Bu bir iddia. Doğrulanabilir katman Rekabet Kurulu’nun Haziran 2026 kararı: KASTDER ile 36 teşebbüse 42 milyon TL’yi aşan ceza verildi. Karar komisyon oranları ve bilgi paylaşımıyla ilgili, “hep aynı yüzler” iddiasını doğrulamıyor.

20 yorum çözüm öneriyor: daha kısa bölümler, taban ve tavan ücret, çalışılan saate göre ödeme, yeni yüzler. Bir yorum, eşitsizlik kabulünün açıklamanın manşeti olması gerektiğini söylüyor. Bazı yorumlar ise oyuncuların kazancını savunuyor.

8 yorum sahibi kendini sektörde çalışmış biri olarak tanıtıyor. Anlattıkları düşük günlük ücretler ve geç ödemeler bu yazıda doğrulanmış bilgi sayılmamalı.

Masada olmayanlar kim?

Kaan Urgancıoğlu, Gazete Oksijen’e yansıyan sözlerinde set çalışanları için zor şeyler söz konusu olduğunu söyledi. İkinci ekip önerisi hayata geçerse bunun setlerdeki işlere ne yapacağını haberler henüz ölçmüyor. Bu öneriye dair bir set çalışanları sendikasının açıklamasını bulamadım.

Geçmişten bir örnek var. Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen), Ekim 2025’te Güller ve Günahlar setinde ücreti 65 gündür ödenmeyen işçilerin işten çıkarıldığını duyurdu. Bu sendikanın anlatımı, yapım tarafının ayrıntılı yanıtını bulamadım.

Masada olmayan bir diğer taraf izleyici. Sendika açıklamasını şu cümleyle bitiriyor: “Oyuncular krizin nedeni değil, bu sektörün varlık nedenidir.” Örneklemdeki bazı yorumlar buna seyirciyi hatırlatarak itiraz ediyor.

Dizi analisti Burak Sakar’ın 12 Temmuz 2026 tarihli sezon değerlendirmesine göre ortalama bölüm süresi 2025-2026 sezonunda 138 dakikaya çıktı ve bu süre reklam kuşaklarının düzeniyle bağlantılı. Sakar ayrıca seyircinin uzun bölüme otomatik olarak olumsuz tepki vermediğini yazıyor. Bu onun okuması.

Oyuncu İsmail Hacıoğlu, Enver Aysever’in YouTube kanalında 11 Nisan 2026’da yayımlanan söyleşide 140 dakikalık bölümlere senaristlerin, çekim ekiplerinin ve oyuncuların yetişemediğini, altıncı bölümden sonra kalitenin düştüğünü ve dizilerin birbirine benzemeye başladığını söylüyor. 90 dakikada dizilerin birbirini taklit etmeyi bırakacağı görüşünde. Söyleşi bugünkü tartışmadan önce yayımlandı.

Bir izleyici olarak hem uzun hem kısa bölümlü dizileri severek izliyorum. Yine de uzun bölümlerin sette çalışanlara neye mal olduğunu düşünüyorum. Kısa formatların yaratıcılığa ve izleyici tepkisine göre yön değiştirmeye daha fazla alan açabileceğini düşünüyorum. Bu, bir izleyici olarak benim görüşüm.

Telif ve sözleşme tarafında ne biliniyor?

Oyuncular Sendikası Genel Başkanı Zuhal Olcay, Türkiye gazetesine şunları söyledi: “Sadece oyuncu kaşelerini indirmekle sorunu halletmek mümkün değil. Oyuncular zaten dizilerin yurt dışı yayınlarından telif alamıyor. Başrol oyuncuları ile yan rollerdeki oyuncular arasındaki kaşe uçurumu da ayrı bir konu. Yapımcıların da bazı şeylerden feragat etmesi gerekiyor.” Gazete onu “oyuncu” olarak tanıtıyor ve sendika adına konuşup konuşmadığını belirtmiyor.

Telif cümlesi tek başına kesin bir bilgi olarak okunmamalı. Oyuncuların telif haklarını yöneten meslek birliği BİROY, 2018-2021 faaliyet raporunda bazı üyelerinin İspanya ve İtalya’daki yayınlardan telif almaya hak kazandığını yazıyor. Nisan 2021 için İtalya’da verilen sayı 35 üye. Sendikanın Set Çalışma İlkeleri metni de yurt dışından gelen telif gelirlerinin BİROY üzerinden alınmasını öneriyor.

İki ifade farklı ödemeleri anlatıyor olabilir. BİROY’un sık sorulan sorularına göre anlaşmalı ülkelerdeki yayınlardan doğan telifler o ülkenin kurallarına göre işliyor, bazı Arap ülkelerinde ise yasal yapı ya da muhatap meslek birliği bulunmuyor. Sendika açıklaması ise yurt dışı satış gelirinin paylaşımından söz ediyor. Oyuncu Deniz Atam paylaşımlarında tekrar yayın telifi ve yurt dışı satış payı verilmediğini savundu, “Vermediğin haklarını kaşesiyle almaya çalışıyor çünkü” dedi. Bennu Yıldırımlar da Yaprak Dökümü için benzer bir şikâyet dile getirdi.

Olcay’ın hangisini kastettiği, bu ödemelerin ne kadar yaygın olduğu ve ne kadar tuttuğu kaynaklardan anlaşılmıyor. Bu soru şimdilik açık.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şubat 2026’da ihracat gelirlerinin 1 milyar doları aştığını söyledi ve yurt dışına satılan diziler için bölüm başına 100 bin dolara kadar destek açıkladı. Bu paranın kime nasıl bölündüğüne dair açık bir veri bulamadım.

Kelepçe sözleşme için Koca’nın anlatımı, yapımcı tarafından hazırlanan, müzakere imkanı sınırlı ve özel yaşama müdahale edebilen hükümler içeren metinleri tarif ediyor. Bu sendika tarafının anlatımı, böyle bir sözleşmeyi kendim görmedim. Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle de Nisan 2026’da on yıla varan sözleşmeleri sınırlayacak bir düzenlemeden söz etmişti. Bu düzenlemenin son durumunu doğrulayamadım.

Sendikanın toplu sözleşme yetkisi ve üye sayısı konusunda da kaynaklarda net bir bilgi bulamadım. Koca, yapımcıların sendikayla müzakere etmesi konusunda ciddi sorunlar sürdüğünü söylüyor. Set Çalışma İlkeleri’nde çalışma saatleri ve sözleşme için standartlar var, yapımcıların bu metni kabul ettiğini gösteren bir bilgiye ise ulaşamadım.

ABD’de SAG-AFTRA oyuncularının tekrar yayın ve yurt dışı ödemeleri toplu pazarlıkla belirleniyor. Güney Kore’de yapımcılar ve ajanslar 2026’da gönüllü bir ücret sınırı üzerinde anlaştı, ancak bu sınır yalnızca devlet destekli orta ve düşük bütçeli filmleri kapsıyor. İki örnek de Türkiye’deki dizi düzeninden farklı koşullara dayanıyor.

Bu yazıdaki bir bilgi eksik ya da hatalıysa yazının altındaki düzeltme formundan bana iletebilirsiniz. Yeni bir gelişme olursa yazıyı tarihiyle güncelleyeceğim.

Bu krizin faturası kesilecekse, masada olmayanlara ne düşecek?

Bir hata mı fark ettiniz?

Dizilerde ilişkiler ve roller her bölümle değişebiliyor. Bu sayfada yanlış ya da eksik bir bilgi görürseniz bana bildirebilirsiniz; her öneriyi kendim inceliyorum.

Düzeltme önerKapat

Form için JavaScript gerekli; e-posta ile de ulaşabilirsiniz.


DiziVizyon’da bir diziyi ele alırken, “kim oynuyor”un yanında “neden hatırlanıyor”u sormaya devam ediyorum. Benzer hikayeler için arşivdeki yazılarıma göz atabilirsiniz. Güncel paylaşımlar için X’te @dizi_vizyon’u ve Instagram’da @dizivizyon_com’u takip edebilirsiniz.


Bu yazıdaki yorum ve değerlendirmeler bana ait. Aktardığım bilgileri röportajlara, resmî açıklamalara ve güvenilir basına dayandırıyorum.

Bilgilerde düzeltme gerektiren bir durum fark ederseniz yukarıdaki formu kullanabilir ya da [email protected] adresine e-posta gönderebilirsiniz. Amacım size her zaman en doğru bilgileri sunmaktır.

Merak edilenler

Dizi sektöründe oyuncu kaşeleri neden tartışılıyor?
Basına yansıyan haberlere göre reklam gelirlerindeki düşüşün ardından kanallar yapımcılardan bölüm maliyetlerinde indirim istedi, yapımcılar da oyuncu ücretlerini gündeme getirdi. Bu bilgiler adı açıklanmayan sektör kaynaklarına dayanıyor; 6 Kasım 2026 itibarıyla taraflardan ortak bir resmi açıklama görünmüyor.
Oyuncular Sendikası dizi krizi için ne dedi?
Oyuncular Sendikası, krizin faturasının oyunculara kesilemeyeceğini açıkladı. Sendikaya göre uzun bölüm süreleri, artan prodüksiyon maliyetleri, yurt dışı satış gelirinin paylaşımı, telif hakları, kelepçe sözleşmeler ve çalışma koşulları birlikte değerlendirilmeli.
Kanalların yüzde 25 indirim istediği kesin mi?
Kesinleşmiş bir bilgi olarak görünmüyor. Yüzde 25 rakamı Birsen Altuntaş'ın ve Odatv'nin haberlerinde aktarıldı, Türkiye gazetesi ise yüzde 30 iddiasını yazdı. 6 Kasım 2026 itibarıyla bir kanalın kayıtlı açıklaması bulunamadı.
Kelepçe sözleşme nedir?
Oyuncular Sendikası Örgütlenme Uzmanı Demet Koca'nın anlatımına göre kelepçe sözleşmeler, yapımcı tarafından hazırlanan, müzakere imkanı sınırlı olan ve oyuncunun çalışma ve özel yaşamına müdahale edebilen hükümler içeren sözleşmelerdir. Bu tanım sendika tarafının anlatımıdır.